Prof. Dr. Melih Cem Börüban Kimdir?

Prof. Dr. Melih Cem Börüban Kimdir?

Özel Yalova Hastanesi’nde Tıbbi Onkoloji ve Kemoterapi Ünitesi


Hasta odaklı hizmet anlayışı, ileri tanı ve tedavi yöntemleri ile hizmet veren, Özel Yalova Hastanesi Tıbbi Onkoloji Uzmanı Prof. Dr. Melih Cem Börüban’ı kadrosuna dâhil ederek Onkoloji Kliniği ve Kemoterapi Ünitesi’ni Yalova halkının hizmetine sundu.

Özel Yalova Hastanesi yeni açtığı Tıbbi Onkoloji Kliniği ile hastalara daha kaliteli, çağın gerektirdiği tedavileri en iyi şekilde hastalarına sunmak için çalışmaya devam ediyor. Özel Yalova Hastanesi Tıbbi Onkoloji Uzmanı Prof. Dr. Melih Cem Börüban, amaçlarının hastalara kaliteli ve konforlu bir hizmet sunmak olduğunu söyledi.

Prof. Dr. Melih Cem Börüban Kimdir?

1970 Adana doğumlu olan Prof. Dr. Melih Cem Börüban, Hacettepe Üniversitesi Tıp Fakültesi’nden mezun olduktan sonra Yıldırım Beyazıt Eğitim ve Araştırma Hastanesi’nde 4 yıl İç Hastalıkları uzmanlığını tamamladı. Ankara Üniversitesi Tıp Fakültesi’nde Tıbbi Onkoloji İhtisası sonrası, 2 yıl Etlik İhtisas Hastanesi’nde uzman doktor olarak çalışan Prof. Dr. Melih Cem Börüban, daha sonra Amerika Houston Texas MD Anderson Kanser Merkezinde bir süre çalıştı.

Selçuk Üniversitesi’nde yardımcı doçentlik sonrası, 2013-2016 yılları arasında Necmettin Erbakan Üniversitesi’nde Profesörlük ve Bilim Dalı Başkanlığı yaptı. Uluslararası 43 adet yayın, uluslararası 23 adet bildiri, ulusal 17 adet yayını bulunan Prof. Dr. Melih Cem Börüban evli ve 5 çocuk babasıdır.

Özel Yalova Hastanesi Tıbbi Onkoloji Uzmanı Prof. Dr. Melih Cem Börüban çağın hastalığı Kanser ve kanser tedavileri hakkında bilgiler verdi.

Kanser nedir? Tedavide sadece kanser hücrelerini hedefleyebilir miyiz? Kendi İmmün sistemimizi kansere karşı kullanabilir miyiz? Kişiye özel tedaviler mümkün mü?

Kanser önemi giderek artan bir sağlık sorunudur. İnsanlar en çok, kalp ve damar hastalıklarına, ikinci olarak da kansere bağlı olarak hayatlarını kaybetmektedirler. Batı toplumlarında her yıl 250-350 kişiden biri kansere yakalanmaktadır. 60 yaşın üzerindeki gurupta ise kanser sıklığı çok artmakta 300 kişide 4-5 civarına yükselmektedir. 

Yurdumuzda en sık görülen kanserler erkeklerde akciğer, prostat, kalın barsak, rektum, mide ve pankreas; kadınlarda meme, akciğer, kalın barsak, rektum, rahim ağzı, yumurtalık, mide ve pankreas kanserleri olarak sıralanabilir.

Normal vücut hücreleri gerektiğinde bölünerek çoğalır ve bulunduğu dokuyu yeniler. (cildimiz gibi). Fakat normal hücrelerin bölünme yeteneği sınırlıdır. Kanser hücreleri ise kontrolsüz olarak çoğalır ve vücuda yayılabilir.

Kanser Tedavisinde Yeni Gelişmeler

Son yıllarda kanser tedavisinde önemi gelişmeler olmaktadır. Yeni nesil kanser ilaçları doğrudan tümörü hedeflemekte ve normal dokulara klasik tedavilere oranla daha az zarar vermektedir. Bu gün kullanılan hedefe yönelik tedaviler ve ümminoterapiler bu gurup tedavilerdir.

Hedefe yönelik tedavilerde; normal hücrenin kanser hücresine dönüşümü veya çoğalıp yayılması aşamalarından birisi hedefe alınarak bir noktada kanser süreci durdurulmaya çalışılmaktadır. Hedefe yönelik tedaviler Akciğer, meme, kalın barsak ve birçok organ tümörlerinde kullanılmakta ve hastaların yaşam sürelerine katkı sağlamaktadır.

İmmünoterapilerde ise vücudun immün sistemini güçlendirerek, ona destek olarak vücudun kanseri durdurması ve yenmesi hedeflenmektedir. Birçok kanser türünde kullanılmaya başlanmıştır. Bu konuda çalışmalar sürmektedir.

Artık bir tedavi her hastaya aynı şekilde kullanılmamakta, tedaviler kişilere özel planlanmaktadır. Kişinin genetik yapısı hücrelerindeki mutasyonlar değerlendirildikten sonra en uygun tedaviye karar verilmektedir. Kişiselleştirilmiş, kişiye özel tedavilerle başarı şansı artmaktadır.

Yeni gelişmelerle birlikte belki de gelecekte kanserde diyabet, hipertansiyon, tüberküloz gibi hastanın uzun yıllar birlikte hayatını sürdürebileceği hastalıklar arasına girecektir.

Lenfoma hastaları için yeni bir tedavi.

Prof. Dr. Melih Cem Börüban - Özel Yalova Hastanesi

Tedaviye dirençli, birçok tedavi almış hatta nakil yapılmış ama nüks etmiş lenfoma hastaları için yeni bir tedavi. Mosunetuzumab vücudumuzda savunmadan sorumlu T lenf hücreleri üzerindeki CD3 bağlantı noktasına bağlanıyor ve T hücrelerinin hastalıklı B lenf hücrelerini yok etmesini sağlıyor. Bir başka deyişle vücudum kendi savunma sistemini kanserli hücrelere karşı harekete geçiriyor. Bu ilaçla ilgili çalışma 7 Aralıkta başlayan Amerika Hematoloji kongresinde sunuldu. İlaçla ilgili çalışmalar henüz devam ediyor.

Prof.Dr.Cem Börüban

https://www.cemboruban.com

Alternatif tedavilerin faydası veya zararı konusunda, televizyonlarda konuşulanlar dışında, gerçek hayatta hasta takipleri ile yapılmış bilimsel bir çalışma var mı?

Prof. Dr. Melih Cem Börüban - Özel Yalova Hastanesi

Hastalar ve yakınları zaman zaman modern tıbbi tedavileri red ederek alternatif, bitkisel tedavilere yönelebilmektedirler. Bu tedaviler nasıl sonuçlanmakta, hastalar fayda mı, yoksa zarar mı görmektedirler?
Bu, birçok kişinin farklı cevaplar verdiği bir soruydu. Amerika Yale Üniversitesi Kanser Merkezinde yapılan bir çalışmada 2004 ve 2013 yılları arasında, modern tıbbi tedavileri red ederek ekinliği ispatlanmamış alternatif yöntemleri deneyen erken evre meme, akciğer, kalın barsak ve prostat kanseri tanısı almış 280 hasta 9 yıl boyunca izlenmiş. Bu hastalarla modern tıbbi tedavileri tercih eden 560 hastanın seyri karşılaştırılmış.
Hastaların kullandıkları alternatif tedaviler; bitkisel ilaçlar, vitaminler, mineraller, homeopati, naturopati, özel diyetler, meditasyon, akapuntur, osteopatiymiş.
Sonuçta ölüm riskinin, Doktor olmayan kişilerce uygulanan alternatif yöntemleri seçen meme kanserli hastalarda 6 kat, kalın barsak kanserli hastalarda 4,5 kat ve akciğer kanserli hastalarda 2 kat arttığı görülmüş. Prostat kanserli hastalarda muhtemelen takip süresinin kısa olmasına bağlı olarak değişiklik izlenmemiş.
Alternatif tedavileri seçen 100 meme kanserli hastadan 58’i 5 yıl sonra hayatta iken tıbbi tedavileri alanların 86 sı halen hayattaymış. Akciğer ve kalın barsak kanserleri için de aynı fark geçerliymiş.
Sonuç olarak, bahsedilen ve diğer alternatif yöntemlerin tıbbi tedavilerin yerine kullanılmaması gerektiği ancak ve sadece modern tıbbi tedavilerin yanında, Doktor tarafından uygun görülürse destekleyici olarak düşünülebileceği sonucuna varılmış.
Prof.Dr.Cem Börüban
www.cemboruban.com

ONKOLOJİDE YENİ GELİŞMELER.

Görüntüleme ve tarama yöntemlerinin gelişmesi ve tedavideki yenilikler ile meme kanserine bağlı hayatını kaybeden hasta sayısında azalma oldu.

Amerika’ da yapılan bir çalışmada; 1989 yılındaki ve 2018 deki meme kanserinden hayatını kaybeden hasta sayısı karşılaştırıldığında, 2018 yılında % 45’ den fazla azalma olduğu görülmüş.

Bu sonuç erken teşhise mi bağlı yoksa tedavideki gelişmelere mi? Bu sorunun cevabı; her ikisinin de önemli rolü var.

Çalışmaya göre tanı ve tedavideki gelişmeler neticesinde sadece Amerika’ da, son 30 yılda 500 bin kadar hastanın hayatı kurtulmuş.

Burada çıkaracağımız sonuç; onkoloji hastalarımızın bilimin kendilerine uzattığı yardım elini sıkı sıkı tutmaları olsa gerek.

Sigara vücudun kolon kanserine olan yanıtını ve kolon kanserinin biyolojisini etkiliyor mu? Melih Cem Börüban

Dr. Hamada ve arkadaşlarının yaptığı bir çalışmada sigara içen 700 kadar kolon kanserli hastanın tümör preperatları incelenmiş.

Bu hastalarda vücudun kolon kanserine karşı savunma yaptığını gösteren infiltre edici ( tümörün içerisine girebilen ) T lenfositlerin daha az olduğu görülmüş.

Sonuç olarak şunu söylemişler; kolon kanseri hastası iseniz ve sigara içiyorsanız hemen bırakın.

Ailenizde kolon kanseri varsa yine sigarayı hemen bırakın.

Günde bir bardak şarap meme kanseri riskini arttırıyor!Melih Cem Börüban

Amerikan Kanser Araştırma Enstitüsü (AICR) ve Dünya Kanser Araştırma Fonu (WCRF) nin yayınladığı rapora göre; günde bir bardak şarap veya bira içmenin (yaklaşık 10 g alkole karşılık geliyor) meme kanseri riskini menopoz öncesi kadınlarda %5, menopozdaki ise kadınlarda ise %9 arttırabiliyor.

12 milyondan fazla kadın ve 260.000’den fazla meme kanseri vakasını içeren kohortta gerçekleştirilmiş 119 çalışmanın gözden geçirildiği analiz sonucuna göre günde bir bardak alkol dahi kanser gelişiminde etkili olabiliyor.

Amerikan kanser derneğinin başka bir açıklamasına göre ise alkol kullanımı özellikle soluk borusu, yemek borusu, karaciğer, meme ve kolon, mide, pankreas kanserlerini arttırıyor. Ancak diğer tüm kanserler içinde bir risk faktörü olarak görülüyor. Alkol kullanımının azaltılması da, bir çözüm olarak görülmüyor çünkü yine aynı derneğin bir çalışmasına göre; yoğun alkol alanlar daha fazla risk altında olsa da günde bir bardak veya daha az alkol alımının dahi kanser ile ilişkisi var.

Alkolün meme kanseri riskini arttırmasının, kanda dolaşan östrojen( kadınlık hormonu ) ile etkileşerek olduğu belirtiliyor.

Sonuç olarak sigara ve alkolün azından bile uzak durmalı.

Hastalıkların önlenmesi, tanısı ve tedavisinde bilimin bize uzattığı eli tutmalı.

Selam ve sevgiler,

Prof. Dr. Cem BÖRÜBAN

Özel Yalova Hastanesi

Tıbbi Onkoloji Kliniği

Akciğer Kanseri Tedavisinde Uygulanan Yenilikler

Özel Yalova Hastanesi Tıbbi Onkoloji Uzmanı Prof. Dr. Melih Cem Börüban Akciğer Kanseri tedavisinde uygulan yeni gelişmeler hakkında bilgiler verdi.

Akciğer Kanseri Tedavisinde Uygulanan Yenilikler - Prof. Dr. Cem Börüba

2016 yılında akciğer kanserinin tedavisinde çok önemli gelişmeler oldu. Bunlardan en önemlisi Pembrolizumab adı verilen ve immün tedavide kullanılan bir ilaç.

Vücudumuzdaki hücrelerin yüzeyinde bulunan PD-L1 denilen bir pro-tein, yine hücrede bulunan PD-1 denilen bağlantı noktasına bağlandığında vucudun savunma sistemi bir süre çalışamaz oluyor.

Normalde bu sistemi vücudumuz hamilelik gibi özel durumlarda kul-lanıyor. Parolayı söyleyince güvenlik güçlerinin harekete geçmemesi gibi. Ancak Tümör hücrelerinde PD-L1 fazlaca çalışıyor ve vucudun immün sistemini (savunma sistemini) kendine karşı çalışamaz hale getiriyor.

Pembroluzimab denilen ilaç tam da bu noktada devreye girip tümörün fazlaca kullandığı PD-L1’i (kaçak parolayı ) engelliyor ve vucudun sa-vunma sistemini tümörün baskısından kurtararak tümöre karşı sa-vaşmasını sağlıyor.

Prof. Dr. Cem Börüba - Akciğer Kanseri Tedavisinde Uygulanan Yenilikler



Nivolumab da Pembrolizumab gibi bu gurupta bulunan diğer bir ilaç. (PD-1′ i engelliyor) Atezolizumab ise etki mekanizmasında küçük farklar olsa da (PD-L1’i engelliyor) benzer etki gösteren başka bir seçenek.

Daha önce yassı hücreli akciğer kanserinde yeni bir tedavi şansı yok iken artık PD-L1’i fazlaca kullandığı önceden tespit edilen tümörlerde, Pembrolizumab başarılı bir tedavi şeçeneği olarak karşımıza çıktı.

Akciğer adeno kanserlerinde de aynı şekilde bu tedavi kullanılabiliyor.

Artık vucudun kendi savunma sistemini güçlendirerek tümöre karşı kullandığımızı söyleye biliriz.

Bunun dışında akciğer ednokanserlerinde EGFR, ALK, ROS1, BRAF ge-netik değişiklikleri tespit edildiğinde; bunları hedefleyen akıllı ilaçları (hedefe yönelik tedavileri) kullanabiliyoruz.

Bu tedavilerin klasik tedavilerden farkı hastalıklı hücreyle normal hücreyi daha iyi ayırt edebilmeleri ve vucuda daha az zarar vermele-ri.

Bu tedavilerde ileriye doğru yol aldıkca, belki de kanserin birlikte hayatımızı sürdürebildiğimiz şeker, yüksek tansiyon gibi kronik hastalıklar arasına girdiğini görebileceğiz.

Kanser tedavisindeki yeni gelişmeleri, zor anlarınızda bilmin size uzanan yardım elini tanımanız için sizinle paylaşmaya devam edeceğiz.

Prof. Dr. Cem Börüban
Tıbbi Onkoloji Uzmanı

Kanser Tedavisinde Yeni Gelişmeler

Son yıllarda kanser tedavisinde önemi gelişmeler olmaktadır. Yeni nesil kanser ilaçları doğrudan tümörü hedeflemekte ve normal dokulara klasik tedavilere oranla daha az zarar vermektedir. Bu gün kullanılan hedefe yönelik tedaviler ve ümminoterapiler bu gurup tedavilerdir.

Hedefe yönelik tedavilerde; normal hücrenin kanser hücresine dönüşümü veya çoğalıp yayılması aşamalarından birisi hedefe alınarak bir noktada kanser süreci durdurulmaya çalışılmaktadır. Hedefe yönelik tedaviler Akciğer, meme, kalın barsak ve birçok organ tümörlerinde kullanılmakta ve hastaların yaşam sürelerine katkı sağlamaktadır.

İmmünoterapilerde ise vücudun immün sistemini güçlendirerek, ona destek olarak vücudun kanseri durdurması ve yenmesi hedeflenmektedir. Birçok kanser türünde kullanılmaya başlanmıştır. Bu konuda çalışmalar sürmektedir.

Artık bir tedavi her hastaya aynı şekilde kullanılmamakta, tedaviler kişilere özel planlanmaktadır. Kişinin genetik yapısı hücrelerindeki mutasyonlar değerlendirildikten sonra en uygun tedaviye karar verilmektedir. Kişiselleştirilmiş, kişiye özel tedavilerle başarı şansı artmaktadır.

Yeni gelişmelerle birlikte belki de gelecekte kanserde diyabet, hipertansiyon, tüberküloz gibi hastanın uzun yıllar birlikte hayatını sürdürebileceği hastalıklar arasına girecektir.